Üçüncü Medeniyet - Alper Özdemir (Kitap Tanıtımı)

Kitap Tanıtımı:

 

Okuyan Yorumu:

 

Okuyanı heyecanlandırabilecek içerik ve niteliğe sahip bir kitap bence… Hele var olan küresel medeniyeti eksik bulan okurlar için yeni bir ufuk açıyor. Yalnızca sayfalarında takılı kalmayan satırlardaki yeni yaşam modelini eyleme aktarmaya başlamış bir kitaptan söz ediyorum.

 

Kitabın genel hatları: Yazar kitaba “medeniyet” kavramını yeniden ele alıp tanımlayarak başlamış. Toplumlar arasındaki inanç, insan, hukuk, evren ve yaşam anlayışlarındaki farklılıklardan söz ederek devam etmiş. Sonra Sümer kültüründen girmiş, dinler ve peygamberleri önüne katmış, Batı aydınlanması ve demokrasiyi irdelemiş, küreselleşmeyi sorgulamış ve Marx ve Nietzsche ile sözü bir noktaya taşımış. Sıra gelmiş “Üçüncü Medeniyet Neleri Getirmektedir?” sorusuna. Bu bağlamda “insan”ı, “evren-insan” ilişkisini, “Tanrı nedir, ne değildir”i, “aşk”ı, “din anlayışlarımız”ı yeniden irdelemiş. Sonra Üçüncü Medeniyet tezinin terimlerini önce ikinci medeniyetteki tanımlarını vererek ortaya dökmüş. “Üçüncü Medeniyet’e Geçiş İçin Yapılması Gerekenler” başlığı altında ise “Tam ve küresel demokrasi, inanç, ekonomi, eğitim ve öğretim, aşk” konularında yapılması gerekenler hakkında önerilerde bulunmuş. Son olarak ise örgütlenme modelini ortaya koymuş.

 

Kitabın sunduğu yaşam önerilerinden birkaçı:

-         Meslek örgütleri demokrasinin merkezine oturtulmalıdır. (158 ila163. s.)

-         Devlet okullarında on beş yaşa kadar resmî dil öğretilmeli. Bunun üstü eğitim programlarında vatandaş seçmeli ders olarak istediği dili, dini, kültürü öğrenmek hakkına sahip ve devlet vatandaşın bu isteğini karşılamakla yükümlü olmalıdır. (167. s.)

-         Devlet ibadet yerlerine de müdahale etmemeli, oralara görevli atamamalı. Nakdi yardımda bulunmamalı. Bunları yaparsa o ibadet yerlerine gitmeyen vatandaşların haklarını ibadet yerlerine gidenlere aktarmış olur. (167. s.)

-         Paganizmin evren ve yaşam anlayışlarını içeren tüm felsefelerini reddediyor, bunların yerine bütüncü felsefeyi öneriyoruz. (Bütüncü felsefenin ilkeleri: 1. Biz evreni sadece fizikî bir varlık olarak değil, fizikötesi boyutlarıyla bir bütün olarak görüyoruz. 2. Evrenimiz hep algılarımızın evreni olarak kalacaktır. 3. Evren, canlı ve devinim hâlindedir. 4. Evrenin kötülük sorunu yoktur. 5. Evren planlı, hesaplı, her şeyin bir amacı ve bedeli olan, dolayısıyla âdil, israfı olmayan yüksek bir programdır. 6. İnsanın doğası iyiye yöneliktir, kaderi iyiliktir, mutluluğunu iyide aramak zorundadır. 7. Evrendeki kötülük, bildiği iyiyi inanca dönüştürememiş insanların kötüyü seçmelerinin ürünüdür. 8. Her insanda tartışılamaz ve salt iyi olan bir doğal tanrı duygusu vardır. (169-179. s.)

-         Faizin parayı ticari meta haline getirmesine izin verilmemelidir. Tasarrufun para yerine mal olarak gerçekleşmesine çalışılmalıdır.

-         Tüm dünya tek para sistemine geçmelidir. Böylece paradan para kazanma ticareti önemli oranda azalacak, iktidarların paranın değeri ile oynayarak başarısızlıklarını gizlemeleri, başarı gibi göstermeleri gibi olumsuzluklar tümüyle ortadan kalkacaktır. (183. s.)

-         Haftalık çalışma saati 30’a indirilmelidir. Uygulamanın amacı istihdamı artırmak olmalıdır. (187. s.)

-         Çok eşliliği ve 22 yaş öncesi evlilikleri mutlaka yasaklamalıyız. (192. s.)

-         Evlilik yeterlik kursundan izin belgesi alamayan kişiler evlendirilmemelidir. (192. s.)

-         Çalışan ailelere 3 çocuğa kadar çocuk yardımı yapılmalıdır. (193. s.)

 

 

Pasajlar:

 

Üçüncü Medeniyet – Alper Özdemir:

 

TEZ

 

Tıkanan düzenin yerine önerdiğimiz yeni dünya düzenimiz, aynı zamanda bir tezdir. Çağdaş dünya ve düşünceyle çelişkileri olan, geçmişin kendine özgü bakış açısı ile tahlilini içeren ve geleceği bu tahlillerden çıkardığı sonuçlar üzerine kuran bir tez.

 

Kısaca şunu savunuyoruz: İnsanın doğası iyiye yöneliktir. Yeryüzünde iyi ile kötünün bilgisine sahip tek canlı türü insandır. Bu özelliği, zorunlu olarak onu inanç varlığı yaptı. İnanç varlığı olmaya yükselen insana, iyi ile kötüden habersiz doğal yaşam kaba, anlamsız ve katlanılamaz geldi. İnsan bu sorununu aşmak için önce iyinin üzerine oturttuğu insan, evren, inanç ve yaşam anlayışlarını üretti. Ardından bu anlayışlarla örtüşük yaşam modeli geliştirerek medeniyete yükseldi. Böylece insanlaşma sürecini başlatmış oldu.

 

 

 

Örgütlenme Modelimiz

 

Günümüz insanını şu şekilde tanımlamak da mümkündür: Cennet gibi dünyayı cehenneme çevirip cenneti mezarda yaşamayı düşleyen tür! Ölüm ötesinin varlığı, şu veya bu şekilde ama bilimsel olarak vardır. Ancak, ölüm öncesinin cennette olmanın gerektirdiği şekilde yaşayamayanların ne ölümünden öncesi ne de sonrası cennet olabilir! Cennetin kapılarını cehenneme dönüştürdüğümüz dünyada açıyoruz.

 

Demokrasi tanımımızla örtüşük ortak anayasalarla insana, haklara, doğaya, erdeme ve birbirlerine karşı sorumluluklarını kabullenmiş devletler ve demokratik devletler topluluğu; aynı görev bilinci ile var olan demokratik devletler ordusu; insanları çatıştıran din-kabuller yerine bizi bizle, başkalarıyla ve doğayla iyide buluşturan evrensel sevgi dinleri, tanrı, insan ve evren kabulleri; her insanın dilini, dinini ve kültürünü özgürce yaşadığı düzenler; emperyalizmin ve savaşın kaçınılmaz sonuç olduğu pagan ekonomi modeli yerine refah ve mutluluğu bütünün refah ve mutluluğunda yaşatan, insan öncesi cinsel sapkınlıklarımızı ve insanca olmayan kimi cinsel yaşantılarımızı aşkla insanlaştıran yapılanmalarla yakalayacağımız yeni küresel yaşam modelimiz cennetlerde düşlediğimiz yaşamdan başkası değildir. Ölüm ötemizi de cennet yapacak yaşam modelidir. Küresel demokrasi budur.

 

 

Örgütlenme sürecimizi tamamlayıncaya kadar iletişimimiz Globaldemocrasy.com adresinden sağlanacaktır.

 

 

Hazırlayan: İlhan GÜL

Kitabı okuyup bitirme tarihi: Aralık 2009

Tarih: 29. 12. 2010

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !