Türk Olsan Ne Çıkar Kürt Olsan Ne Çıkar?

 

            Hepimiz ilk insan Âdem’in oğullarıyız, yani yaşayan bir canlı olarak almamız gereken ilk isim “insan” olsa gerek.

 

          İnsanoğlu çoğaldıkça kümeleşmeye başlamıştır. İnsan ailesi kümeleştikçe dillerinde başkalaşmalar oluşmuştur. Irklar sorunsalına girmeyeceğim; ama Yaratan, bilinçli veya bilinçsiz kullarını şöyle uyarmaktadır: Sana da, kendinden önce inzal olmuş hakikat bilgilerini tasdik eden ve onlar üzerine koruyucu, şahit, hâkim olan, Hakk’ı ihtiva eden hakikat (Sünnetullah bilgisini) inzal ettik... O hâlde onların aralarında Allah’ın inzal ettiği ile hükmet! Hak’tan sana geleni bırakıp, onların boş heves ve arzularına tâbi olma... Sizden her biriniz için bir şir’at (yaşam ortam ve şartlarına göre kurallar) ve bir minhac (zamanla değişmesi mümkün olmayan realiteler üzerine kurulmuş sistem) oluşturduk... Eğer Allah dileseydi, elbette sizi bir tek toplum yapardı! Fakat size verdiği ile sizi denemek istedi (ta ki ne olduğunuz sizce bilinsin)... O hâlde hayır yapmada yarışın!Hep birlikte dönüşünüz Allah’adır... Hakkında ayrılığa düşüp tartıştığınız şeyleri size haber verecektir. (Maide, 5/48) Demek ki neymiş? Ne Arap’ın Türk’e ne Türk’ün Kürt’e karşı doğuştan bir ayrıcalığı varmış. Önemli olan, Allah’a kulluk için yapılan hayır hasenatmış. Öyleyse bu konuyu neden ısıtıp ısıtıp tartışıyoruz? Çünkü toprak sınırları belli bir toplum içerisinde yaşıyoruz. Bu toplumun kendisini başka toplumlara karşı savunma gereksiniminden doğan bir ulus olma bilinci taşıması gerekiyor. Bu bilinç oluşmazsa -bugün Türkiye’de uygulamaya konan önce sinsi plan gibi- önce toplum ardından ise o toplumu koruyan ve gereksinimlerini karşılamaya çalışan devlet yapısı dağılır. Peki, milliyetimizi bir kenara koyup bir insan devleti kuramaz mıyız? Kuramayız; çünkü bu ülkü, yeryüzü milletlerinin de olayı bizim gibi algılamasını gerektirdiğinden bu ülküye dayanan bir devlet oluşumu ayakları yere basmayan bir tasarı (proje) olur. Örneğin dış ekonomik ilişkilerde hangi parayı kullanacağız? Eğitimde hangi dili kullanacağız? Türkiye bağlamında düşünürsek örneğin Kürtler, çoğunluk olduğu bölgelerde Kürtçe eğitime mi başlayacak? Peki Lazlar, Romanlar ne yapacak? Her birine ayrı birer uluslaşma hakkı tanırsak emin olun Türkiye en az on yılda paramparça olur. Zaten Türkiye’yi ortadan kaldırmak isteyen AB devletleri ve Amerika Türkiye’ye bu parçalanmayı yaşatmak için epeyce plan düzüyorlar. Bu gerçeği yadsımak, ne derece akla yatkın bir düşünün! Sonuç olarak bir insan devleti kurmak olanaksızsa ona en yakın çözüm, insan haklarına dayalı bir ulus devleti olarak yaşamayı sürdürmek değil midir? Ey Mustafa Kemal’e gazete ve ekranlarda kin kusanlar, Mustafa Kemal işte bunu gerçekleştirmek için didindi durdu. Sizin adam olmanız için Laiklik ilkesini yaşama geçirdi. Böylece hem devlet işlerini bilime ve toplum ihtiyaçları temeline dayandırıp “Din” perdesiyle toplumun gereksiz gerilimlere girmesini önleyerek iyilik ve insanlık yolunda ilerleme enerjisini artırmayı istedi. Atatürk’ün Türk sözcüğüne verdiği anlamı ırkçı bir yaklaşım olarak değerlendirenler, ya Atatürkçülüğün a’sından habersizler veya kendi gizli emelleri uğruna onu anlamaktan kaçıyorlar. Türkiye’de yaşayanları “Türk” olarak adlandırmanın Kürtlüğü, Lazlığı veya Arnavutluğu aşağılamak olmadığını, bunun devletin iç ve dış yazışmalarında birden çok isimle (yani Türk, Kürt, Laz, Çerkez gibi bir söz öbeğiyle) kullanılmasının zorluğu nedeniyle böyle yapılmak zorunda kalındığını anlamayacak ne var? Ha öte yandan Atatürk’ün bir ulus kimliği inşa etmek istediğini yadsımıyorum ve üstelik bu çabasını da destekliyorum. Tersi durumda yeryüzü halkları arasında kendi haklarını korumanın pek de olanaklı olamayacağı kanısındayım. Bakın!.. Hiçbir Fransız, Yunan veya Amerikan siz “insansınız diye” sizi sömürmenin yollarını aramaktan vazgeçmez; ama siz, tek yürek tek bilekle “Türküm, doğruyum, çalışkanım” (1) diye haykırırsanız haklarınıza el uzatmaya çekinirler.

 

               Günümüzde milyonda bir kişi “Benim Türklüğüm yalnızca ırkıma dayanıyor” veya “Türk ırkından değilsen Türk olamazsın” düşüncesini savunmaktadır. Türklük kavramına saldıran aydın veya siyasi sıfatlı şahıslar bu beş on kişiyi gözlerinde devleştirip öyle yaymaca (propaganda) yapmaya başlamışlardır. Kimi insanımız kendisini yalnızca “yurttaş olma”, kimisi de yalnızca “Türkçeyi konuşma” bakımlardan “Türk” olarak adlandırma hakkına sahiptir. Biz “Kürtler Türk’tür” derken “Kürtler Türk ırkına mensuptur” demek istemiyoruz, “Kürtler Türkiye’de birey olma ve belli şartlarla yurttaş olma bakımından öbür insanlarla aynı haklara sahiptir” demek istiyoruz. Bu sözü “Kürtlere Türklüğü dayatmak” olarak çarpık anlayan kişiler, genelde bilinçaltlarındaki Kürt ulusçuluğu ateşinin dumanını yelliyorlar. Yurttaş olarak aynı haklara sahip olmamız illa ki Kürtlerin de Kürtçeyle eğitim yapmasını gerektirmez. Böyle olduğunu söylemek Almanya’da yaşayan Türkler için de aynı şeyi düşünmek zorunluluğunu doğurur; fakat ne Almanya ne de Fransa’da azınlık dillerinde eğitim yapılmasına izin verilmemiştir. AB’ye uyum diye ortalığı inleten kimileri nedense bu gerçeği görmezden geliyor.

 

            Kürt halkını önemsiyorum; fakat "Kürt dilleri" aramızda büyük bir sorun olarak duruyor. Elbette Kürtçeyi konuşma yasağı getiremeyiz; ama onlardan Türkçeyi, anasının dili Türkçe olan bir çocuk derecesinde öğrenme özverisini bekliyorum. (2) Öte yandan onlara bu özveriyi kolayca gerçekleştirmeleri için gereken altyapıyı hazırlamak da Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının görevi olmalıdır.

 

            Özet olarak Türk kavramı Kürtleri küçümseyen bir kavram asla değildir. Yalnızca bir yurttaşlık ve ulusa ait olma bağını belirten bir kavramdır.

 

Ey İsrailoğulları, size bağışım olan (verdiğim ilim dolayısıyla) nimetimi, sizi çeşitli toplumlara üstün kılışımı hatırlayın. (Bakara, 2/122)*

 

Dipbilgi:

 

  1. Kasten yanlış anlaşılan ve yanlış anlatılmaya çabalanan bir sözdür bu. Bu söz “Türk olduğum için hem doğruyum hem de çalışkanım” anlamına gelmez, “Yalnızca Türkler çalışkan ve doğrudur” anlamına da gelmez. Bu söz “Türk ulusuna üyeyim. Doğru (dürüst) ve çalışkan olma amacını taşıyorum” anlamına gelir. Kürtçülük amacı güden Osman Baydemir safındakiler, bu sözü art niyetle çarpıtma gayreti içindeler. Kardeş Türk ve Kürt halkının  dikkatine!..
  2.  Nitekim aynı özveriyi Fransa, Almanya ve Amerika gibi devletler de beklemektedir.

 

  • Ayetler Ahmed Hulusi’nin “Kur'ân-ı Kerîm Çözümü (Allah İlminden Yansımalarla)” kitabından alıntılanmıştır.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !