İSİMDEN FİİL YAPIM EKLERİ - 2

+lA-:

Bu ek Türkçe’de eskiden beri hep aynı kalmıştır. Ekin işlekliği, türettiği fiillere birbirinden ayrı anlamlar yüklemesiyle de kendini gösterir. Bu özelliği zamanla kazanmıştır. Kullanılmayıp veya kullanımdan düşüp sonlarına bir fiilden fiil türetme eki alarak o şekilleri de kullanım alanında görünürler. Böyle fiillerde +lA- eki ile fiilden fiil türetme eki birleşerek tek bir ek durumuna gelmiş hissini verirler: can+la-n-, hoş+la-n-, küf+le-n-, et+le-n- iç+le-n-, hasta+la-n-, hoş+la-n-, küf+le-n-, et+le-n-, iç+le-n-, sayrıla-n-, dalga+la-n-, bir+le-ş-, ak+la-ş- iri+le-ş-, kir+le-t-, dar-la-n- örneklerinde olduğu gibi. Fakat +laş-, +lan- birleşimleri ayrı bir ek olarak da ele alınabilmiştir. Nitekim biz de öyle yapacağız. Her zaman işlek olmuş bu ekle baştan beri Türkçe’ye yabancı dilerden gelmiş kelimelerden fiiller de yapılmıştır ve yapılmaktadır: bahla- “ezan oku-”, muştula-, poyrazla-, vidala-, betonla-, gazla-, parala-, nomla- “kanun yap-”.

Dar ünlülerle biten iki heceli tabanlara gelen +lA- eki, bazen orta hece düşmesine neden olur ve +lA eki tek heceli bir  tabana gelmiş gibi gözükür: sızıla-> sızla-, yassıla- > yasla-, inile-> inle-, kokula- > kokla-, besile-> besle – ve belki anla- < ahıla-, derle- <+térigle- örneklerinde olduğu gibi.

+lA- eki yazı dilimizin ulusallaştırılması hareketinde özellikle yaratıcı bir devinç (rol) oynamıştır ve oynamaktadır. Dilimize yabancı sözcüklerin rahatça girmesi için elverişli bir köprü olan kıl-, bol-, et-, eyle-, ol- gibi yardımcı fiillerin yerini bu ulusallaştırma hareketinde +lA- eki almıştır: hasta ol-: hastalan-, ayar et-: ayarla-, ihtar et-: hatırlat-, borda et-: bordala-, itmam et-: tamamla-, mağrur ol-: gururlan-, teyit et-: doğrula-, tekzip et-: yalanla-, ikmal et-: bütünle-, tetkik et-: incele-, tahkik et-: gerçekle-, tanzim et-: düzenle-, tekabul et-: karşıla-, analiz et- / tahlil et-: çözümle-, tasnif et-: bölümle-, istintak et-: sorgula-, tatbik et-: uygula-, izah et-: açıkla-, salâhiyetdar kıl-: yetkile-, tevkif et-: tutukla-, motive et-: güdüle-, teşhis et-: tanıla-, sembolize et-: simgele-, teganni et-: yırla- (yörs), tefrik et-: ayrımla-, sabote et-: baltala-, idrak et-: algıla- gibi.

Öbür örneklerden: sağla-, dinle-, eyle-, köpekle-, “Yörs. çok yorularak köpek gibi solu-”, lığla- “akarsu, alüvyon yığ-”,  salla-, tasla-, damla-, horla-, bedizle- “OT. süsle-”, ёsёngüle- “ET. birinin hâlini sor-”, körkle- “ET. süslen-”, körünçle- “ET. teşhir et-”, mehile- “ET. sevin-”, mahla- “ET. yürü-”, ömgekle- “ET. emekle-”, süle- “ET. harbet-”, sözle-(ET)> söyle-(TT), tanukla- “ET. İspat et-”, uçuzla- “ET. aşağı, hakir  gör-”, üzmele- “ET. imha et-”, algışla- “OT. alkışla-, hayırdua et-”, işle- (OT), sakışla- “ET. K.sah. say-”, tañla- “OT. hayret et-”, başla-, vazıla- “Yörs. gövdesi çok ağrı-”, kıvla- “hlk. Avcılıkta avı ürkütüp belli bir yöne sürmek için topluca yaygara çıkar-; kıv yap-”, keşifle- “Yörs. gizlice birini gözetle-”, yamsıla- “Azerice. taklit et-”, ay+la-k, toyla-“YED. Ziyafet ver-”, pörtle-“meyve, kabuğu yarılıp içi dışarı doğru çık-”, şıla- (<*ışı+la-) “DK. aydınlan-, şavk ver-”, atla-(ata bin-) , ısla-(<ısıla-), sapla-(bıçağı sapına dek sok-), eğle-“eteğinden çek- beklet-”, kolla-, özle-, jagıla-“DLT. çağla-”, küle- “ET. sena et-”, solla-, belle-, bekle-, tapla- “ET. kabul et-”, yogla- “ET. yas tut-, ölü yemeği ver-”, nişadırla- “argo. kötü söz veya eylemle birisini yanından kaçır-”, yaldızla- “tezhip et-”, yenile- “tecdit et-”, tanıtla- “ispat et-”, söyle- <*sö-d-üg+le-, otala- (<ota-g+la-) “İlaçla tedavi et. Zehirle-”.

 

+lAn-:

+lA- ekiyle kurulmuş geçişli ve geçişsiz fiillerin bazıları -n- dönüşlülük eki ile genişletilerek +lAn- biçiminde kaynaşmış ve bir birleşik ek oluşturmuştur. Bu eki +lA- ve dönüşlülük eki olan -n-’nin üst üste geldiği +lA-n- biçimiyle karıştırmamalı. Çünkü birleşik ek durumundaki +lAn-’ daki -n- eki atıldığında +la- ekiyle biten kelime bir anlam ifade etmez: dillen- → dille- (anlamsızdır), uslan- ® usla-, kanatlan- ® kanatla- gibi. Oysa birleşik ek olmayan +lA-n- biçim biriminde durum tam tersidir. Kimi kelimelerde böyle değilmiş gibi gözükse de bunun nedeni  biçim benzerliğinden ibarettir: yağ+la-n- “yağ sürün-” ® yağ+lan- “yağ bağla-”, baş+la-n- “girişil-”® baş+lan- “baş bağla-”, para+la-n- ® para+lan- “para sahibi ol-” örneklerinde görüldüğü gibi.

Örnekler: yiğit+len- “yiğit gibi davran-”, horozlan-, aydınlan- “tenevvür et-”, yaltaklan-, bilmezlen- “tecahül et-”, çıkarlan- “intifa et-”, adalan- “ET. tehlikeye düş-”, çoglan- “ET. parla-”,  öglen- “ET. kendine gel-; ayıl-”, çöreklen- ruyalan- “Yörs. cinsel düş gör-”, kımlan- “1. Kuş uçmaya hazırlan- 2. Bir kimse, kalkacakmış gibi kıpırdan-”, dıngılllan- “Yörs. yüksek bir yerden aşağı sallan-, sark-”, yangılan- “iltihaplan-”, böbürlen-, yararlan- “istifade et-”, azlan-“ET. K.sah. azımsa-”, yazıklan-“teessüf et-; hayıflan-”, kızlan-“ET.K.sah. pahalı bul-”.

 

+lAş-:

Aynı +lAn- birleşik eki gibi oluşmuştur. +lAş- birleşik eki +lA-ş- biçim birimiyle karıştırılmamalıdır. +lAn- birleşik ekindeki ayırıcı özellik bu ek için de geçerlidir. Bu ekte de biçim benzerliği dolayısıyla saptanma yanılgısına düşülebilir. Bunun için dilin olanaklarını bilmek ve biraz dikkat gerekir. Örn. taş+la-ş- “birbirini taşla-” ® taş+laş- “taş kesil-”, bek+le-ş- “birbirini bekle-” ® bek+leş- “katılaş-”, ters+le-ş- ® ters+leş- “huysuzlaş-” gibi. Yine +lAn- ekinde olduğu gibi, +lAş- eki ile +lA- ekinin aynı kökte bulunmadığı örnekler pek çoktur: vedalaş-, sözleş-, haberleş-, tokalaş-, şakalaş- güçleş- irileş-, sıklaş-, çocuklar-, kömürleş-, yerlileş-, nöbetleş-, yoğunlaş- “Tekasüf et-. Konsantre ol-”, başkalaş- gibi.

Bu ek ET ve OT’ de gereçlerim arasında görülmedi.

Örnekler: soysuzlaş- “tereddiye uğra-”, bönleş- “aptallaş-”, azgınlaş-, anaçlaş-, olçumlaş- “Yörs. köyden bir kişiyi kente gelince hâl ve hareketlerini, değiştirmek ya da kendini köylülerden üstün gör-”, sürüleş- “bir topluluk, raiye gibi davranır ol-”, zirzoplaş- “delişmence davran-”, bağlaş- “ittifak et-”, yeğinleş- “şiddetlen-, üstün duruma gel-”.

 

+(I)msA- / +(U)msA-:

İstek bildiren ve İFYE olan +sA- ekinin baş tarafına -m ünsüzü ile sonuçlanan bir ismin sonundaki bu m sesinin aktarılmasıyla oluşmuş bir birleşik ek olma olasılığı üzerinde duruluyor. T. Banguoğlu bu konuda “Belki burada ben+im+se- fiilinde, başka anlatımda olan (iyelik) bir -im eki aracı olmuş ve isimden +imse- fiilleri baş göstermiştir.” (a. g. k. 212. s.) derken N. Hacıeminoğlu gül- fiilinden yapılmış gül-üm adındaki -Im/-Um ekinin aracı olabileceği görüşündedir (Yapı Bakımından  Fiiller, s. 224/11). Kısaca bu ekin gelişimi bugün için daha kesin bir açıklamaya bağlanabilmiş değildir.

ET’ de isimden fiil türeten bir +sA- eki bulunduğu hâlde, +(I)msA- biçiminde bir ek yoktur. Bu nedenle ekin daha sonraki bir gelişmenin ürünü olduğu anlaşılıyor.

İşleklik alanı geniş değildir. Yalnızca birkaç örnekte görülür. Bugün hem İFYE hem de FFYE görünümünde örnekler vermektedir.

Örnekler: *kül-ümse- “ET. gülümse-” (M. Ergin bu kelimedeki ekin [-(ü)mse-] Türkçe’de  böyle bir FFYE olmaması durumuna dayanarak bu kelimeye  isimden yapılmış fiillerden benzetme yoluyla gelip  yerleştiği ve kalıplaşmış bir şekil olduğunu belirtmektedir), kötü+mse-“bir olayı, konuyu vb. yalnızca olumsuz yönleriyle düşünmek veya ele al-”, sayrı+msa- “kendisini hasta gibi göster-”, azımsa-, çoğumsa-, gücümse- “Bir şeyin yapılmasını zor gör-. Bir işi isteksiz yap-”, kuru+msa- “kuru yemiş iste-”, anı+msa-, küçümse-, iyimse-r, benimse-, sayrı+msa-k “kendisini hasta gibi gösteren”.

 


+(I)r- / +(U)r-:

Aslında isimden fiil türeten eski bir +(I)r- / +(U)r- ekini, çözümü oldukça güç sayılı örnekleriyle tanıyoruz. Belki +i- ekinden bir uzatmadır. ET’ deki ve Doğu Türkçesi’ ndeki -gUr- FFYE ile ilgili görünür. Fakat ikisi arasında bir işlev ayrılığı vardır. +(I)r- / +(U)r- eki ‘olma’ ifade ederken -gUr eki yapma ve yaptırma ifade der. Özetle, +r- eki yansılama isimlerden fiil türetmek için eskiden geniş ölçüde kullanılmıştır.

Örnekler: belgü+r- “ET. belir-”, bırk+ır- “ET. K.sah. homurdan-”, idir-“OT. takip et-;izle-”, yañı+r-tı “ET. yeniden”, kıskar- “OT. kısal-”, çaşı+r- “ET. K.sah. iftira et-”, üfür-, anır-, bağır-, geğir-, delir-, sömür-, çağır-, *öksür-, tıksır-*, aksır-*, ısır-, kaba+r-, bekür- “ET. tahkim et-”, yangu+r- “ET. sesi aksettir-, çınla-”, kak+ır- “ET. K.sah. boğazı gürültülü bir şekilde temizle-”.

 

+rA-:

Bu ek çok eskiden verimli olmuş olmalıdır. ET’ de sayılı ve kimi uzatılmış örneklerine rastlanır (kew+re-, yi,g+ren-, kek+reş-). TT’ ye ulaşan +re- fiilleri de çözümleri zor ve şüpheli kalıntıdır, ET’ nin Karahanlı sahasında ekin +rı- ve +ri-‘ li biçimi de vardır.

Örnekler: ahra- “ET. arslan, kükre-”, kek+re-ş- “ET. tahkir edip kızdır-”, çıhra- “ET.K.sah. çınlar-”, kökre- “ET. sığır möğle-”, iñre- “OT. inle-”, titre-, şakra- (kuş), çokra- “pınar, yemek, mide) kayna-”, gevre-, gümre-, kekre- “acımtırak ol-”, okra- “at, yem isterken veya yem yerken homurdan-”, akra- “at, homurtulu ses çıkar-”, kavra-, kıpaş-, kıvran-, sıçra-, yıpran-, davran-, doğra-, iğren-, imren-, kavra-, kıpraş-, kıvran-, sıçra-, yıpran-, yıprat-, ıhra- (köpek), depre-, depreş- “nükset-”, kükre- (Talat Tekin’in ayırımı < kür+kire-), öğ+re-n-.

 

+(I)rgA-:

Bu ek bir birleşik ek görünümündedir.

Eski Türkçe’den beri hemen bütün şivelerde pek az sayıda örnek vermiştir. TT’ de +(I)msA- ekine koşut işlevdedir. Rastlantılı olarak +(I)msA- eki gibi bu ek de  hem isim hem fiil tabanlarından fiil türetir olmuştur.

ET’ de ekteki g, k biçimindedir.

Örnekler: alpırka-n- “ET. Kahramanca davran-. Kendine yiğit süsü ver-”, kıwırka-k+lan-“et. hasislik et-”, tsuyurka-“ET. merhamet et-”, uyırkan-“ET. feryat et-”, es+irke- “ET. K.sah.(es: fenalık) esirge-”, tañ+ırka- “ET.K.sah. hayret et-”, çoğurgan- “hlk. bir kişi, payına umduğundan çok düşmesi karşısında gizli bir sevinç ve mutluluk duy-”, yadırga- taşırga- “hayvan, tırnağını taşta zedele-”, azırga-” az gör-; azımsa-”,  yedirge-, isirke- “ET. Merhamet et-. Hasislik et-“.

 

+sA-:

Türkçe’de eskiden beri kullanılan; fakat işleklik alanı geniş olmayan eklerden biridir. Eskiden örnekleri daha çoktu. ET’ de istek fiilleri anlamında canlı olan +sA- fiilleri ‘cinsel istek’ anlamında çok canlı kalmıştır.

ET’de +se- fiileri (istek) ile +si- fiilleri (benzerlik) iyice ayırt edilmiştir (suwsa- = susa-, suwsı- “sulan-, su tadı al-” kelimelerinde olduğu gibi.). Fakat yine öteden beri bu iki ekin ve uzatılmışlarının dil şuurunda, belki anlam ve ses yakınlığı nedeniyle karıştırıldığı görülmektedir. Örneğin aynı anlamı veren bazı kelimeler hem +sA- hem +sI- eki ile türetilmiştir: çoksa- ve çoksu-, çiğse- ve çiğsi-, darsa- ve darsı-, dişise- ve dişisi-, erse- ve ersi- gibi.

-im+se- eki gibi -ik+se- ekleri de birleşme eğilimi göstermiştir: kan-ıksa-, dur-uksa- örneklerinde olduğu gibi. Şu farkla ki, burada +se- eki -ik FİYE üzerine değil, -ik- FFYE üzerine gelmiş gibi görünür. Yalnızca gec-ikse-ın- / gec-iksi-n- örneğinde birleşik ek yukarıda +imse- fiillerinde olduğu gibi isim köküne gelmiş bulunur.

+sA- fiilleri bugünkü Türkçe’de artık benzerlik anlamında, “öyle bul-, say-” anlatımında fiilleri yaratmak eğilimini göstermiştir: uzaksa- “istib’at et-”, büyükse- “izam et, gözde büyüt-”, gerekse- “ihtiyaç duy-”, hafifse- “istihfaf et-”, rakipse- “istirkap et-” örneklerinde olduğu gibi.

Örnekler: kekse-k “ET. kindar; kinli”, barıgsa- “ET. gitmek iste-”, kirige-“ET. girmek iste-”, biligse-“ET.K. sah. bilmek iste-”, ölügse- “OT. ölmek iste-”, ulugsa- (ET.K.sah.), suwsa-(OT), meğirse- “Yörs.  insan yada hayvan, yavrusuna sevgiyle sevecen davran-”, küse- “ET. iste-”,  aygırsa-, koçsa-, tekese-, çirkinse- “çirkin bul-”, garibse-, bugursa-“EAT. Dişi deve erkek deve iste-”, sense- “EAT. seni arzu et-”, gürükse-(tavuk), ökse- “göreceği gel- (öksü- “kendini öksüz ve kimsesiz görüp üzül-”)”, egirse- “DLT. ilâca ihtiyaç duy-”, evse- “DLT. evi özle-”, kapsa- “DLT. kaplamak iste-”, kökse- “göğe çıkmak iste-”.

 

+sI- / +sU-:

+sA- ile işlevdeş sayılabilecek bir ektir. Z. Korkmaz, “Bu özelliği dolayısıyla ekin +sA- > +sI- biçiminde bir ünlü daralmasıyla oluştuğu söylenebilir. Boğursa-/ boğursu-, çiğse-/ çiğsi-, erse-/ ersi- gibi örneklerde eklerin aynı işlevle aynı anlamda fiiler türetmiş olması böyle bir yargıya ulaşmayı kolaylaştırmaktadır.” (a.g.k. 122. s.) dese de en mantıklısı T. Banguoğlu’nun “bu iki ekin işlevinin ET’ de kesin olarak ayrı olmasına (suwsı- , yagsı-, eksu) dayanarak zaman içinde dil şuurunda işlev yakınlığı ve ses benzerliği dolayısıyla  birbirine karıştırılmış olması olanaklıdır” düşüncesidir.

Benzerlik, gibilik gösteren +sI’ lı fiillerin bir kısmı da ekteki, kişinin kendi değerlendirmesinden kaynaklanan “gibi görme, sayma” işlevini pekiştirmek için -n- dönüşlük ekiyle uzatılmıştır.

Örnekler: erksin- “ET. hakimiyeti altına al-”, barımsın- (ET.K.sah.), evsin- (ET.K.sah.), kurugsı- “ET.K.sah. kurumaya başla-”, suwsı-“K. sah. sulan-”, boğası- “çiftleşmek iste-”, yabansı- “istigrap et-”, yadsı- “kâfir ol-, kafirlik et-”, gereksin- “ihtiyaç duy-”, ayrıksı- “başka türlü ol, başkalaş-”, arsın- “utanır gibi ol-, utan-”, ayıpsın- “ayıp bul-”, horsun- “hor gör-”, kolaysın- “kolay gör-”, tiksin-, zorsun-, azsın-, çoksun-, güçsün-, buğrası- “dişi deve erkek iste-”, düvesi- yansı-.

Yorum Yaz