FİİLDEN FİİL YAPIM EKLERİ - 1

FİİLDEN FİİL YAPIM EKLERİ

 

Bu bölümde türetme eki olarak tanıdıklarımızdan bir çoğunun da zaten eski çatı ekleri ya da birleşikleri olduğunu ayrımsıyacağız: aldır-, barış, darıl-, gücen-, inan-, konuş-, tuttur-, yırt- vb. Türkçe'nin yapı ve işleyişindeki canlılık ve esneklik, gerektiğinde fiilden fiil türeten eklerin işlevlerinde de böyle bir esneklik yaratmıştır.    FFYE' lerinin bir bölüğü, söz gelişi tıka-'taki -a- eki gibi biçimce, eklendiği fiil köküyle kaynaşarak kökün ayrılmaz bir parçası durumuna gelmiştir. Bunlar içinde -DUr- / -DUr-, -(I)ştIr- / -(U)ştUr- eklerinde görüldüğü üzere başka bir ya da daha çok ekle kaynaşarak birer birleşik ek oluşturmuş olanlar da vardır. Kimileri de daha eski bir ekteki ses değişmesi, ses düşmesi veya ses kaynaşması yoluyla oluşmuştur: ak-ıt-ar- > aktar-, DLT. könd-ger- > kön-der- > gönder-, *közd- ger-> közder- > göster- gibi.

 

-A-:

Eklen diği fiilden pekiştirme fiilleri türeten bu ek ET'den beri pek seyrek örnek vermiştir. T. Banguoğlu bu ekin ET'de fiil köklerine berkitme eki olarak gelen -gA- ekindeki -g-'nin düşmesiyle -gA- > -A- biçiminde ortaya çıktığı görüşündedir. Biz ise verilen örneklere bakarak bu -gA-'nın FİYE olan -g ekiyle İFYE olan +A- ekinin kaynaşması ile -g+A- > -gA- değişimini gerçekleştirmiş bir birleşik ek olduğu görüşündeyiz: tol-ıg+a- > tol-ga- > dol-a- gibi. Öbür yandan T. Banguoğlu'nun sıraladığı dola-, bula-,ula-,dadan-, kazan- gibi örnekler ile dol-, bul-, ul-, kaz- fiil kök veya gövdeleri arasındaki anlam farkı dolayısıyla N. Hacıeminoğlu onun görüşüne karşı çıkmıştır (Yapı Bakımından Fiiller, 103. s. ). Söz konusu ek daha ET' de -A- biçimine girmiş durumdadır. -A- eki , -AmAk, -AgAn ve -AmIk gibi birleşik ekler içinde varlığını sürdüre gelmiştir: bas-a-mak, gül-e-ğen, kız-a-mık örneklerindeki gibi.

   Örnekler: yöre- "ET. izah et-", kala- "ET'nin K. sah. Sakla-", kama- "ET'nin K.sah. kamaş-", amra- ET < amır-a-, buyura- "ET'nin K. sah. sürekli emret-", il-e-n- "ET. Takıl-. Hüküm sür-. Hakimiyete geç-", dir-e-gük (ET) > dir-e-k, agna- > ag-ın-a- "OT. yatıp debelen-", aşa- "yen-, alt et-", ıra-"Osm. Uzaklaş-", tara-, tıka-, evse- "Yörs. tahılın içindeki yabancı maddeleri evsecek içinde savurarak çıkar- (evs- "Osm. hububat savur-")".

 

-AklA-:

Fiilden türemiş isimler üzerine +lA- ekinin getirilmesi ve önceki ek ile kaynaşmasıyla dilimizde kimi birleşik ekler oluşmuştur ki, bu eklerin eskilerinden biri de -AklA- ekidir. -IklA- biçimindeki eki de onun bir değişiği sayabiliriz. ET' den bu yana zamanla işlekliği artan bir ektir.

Örnekler: emge-kle "ET. emekle-", satıkla- (ET), karakla- (ET), itekle-, durakla-, savsakla- "ihmal et-", öpekle-, sürü-kle-, say-ıkla-, uyu-kla-, didikle-, ay-ıkla-.

 

-AlA-:

Yapısı üzerinde iki görüş baskındır. Bu ek N. Hacıeminoğlu'na göre ya -A zarffil ekiyle +lA- İFYE' nin yanlış ayrım ile (it-e+le- gibi) birleşmesinden oluşmuş yada fiilden isim türeten bir -Ag ekinin +lA ekiyle oluşturduğu fiilin (ot+a-g+la- > otala- "tedavi et-" gibi) yine yanlış bir ayırım ile -AlA- biçiminde kaynaşmasından oluşmuştur (a.g.k. 104. s. -ala-/-ele-). Bu açıklama da bir olasılık durumundadır. Üstelik ekteki süreklilik işlevinin neyden kaynaklandığı belirtilmemiştir. T. Banguoğlu ise -AlA- ekinin tartakla- vb. örneklerde görülen ve fiilden fiil türeten - AklA- ekindeki k ünsüzünün düşmesiyle oluştuğu görüşündedir. (a.g.k. 277. s. -ala-/-ele- fiilleri). Fakat biz, burada k ünsüzünün düşmesine yol açan bir durumun bulunmadığı görüşündeyiz. "Bizce -AlA- eki it-eg+le- > itele-, şaş-ag+la- > şaşala- biçiminde  fiilden isim türeten -g ekinin düşmesi ve geride kalan bağlantı ünlüsünün +lA- ekiyle birleşip kaynaşmasından oluşmuş olmalıdır." (a.g.k. 125. s.) diyen Prof. Dr. Z. Korkmaz' ın görüşünü biz de paylaşmaktayız.

Bu ek bugünkü TT' de çok yaygın örnekler vermesine karşın ek ET ve OT dönemlerinde karşımıza çıkmamaktadır. ET'de bir tek ıdala- (< *ıd-ala- "bırak-") sözcüğüne rastlasam dahi  görüldüğü gibi bu sözcükte de bir edeleme anlamı yoktur.  Ayrıca bugün bir çok örnekte de isim kök ve  gövdesine gelmiş görüntüsünü vermektedir: hırpalama- , üstele- gibi. Öte yandan  -AlA- ekinin getirildiği fiil kök ve gövdelerindeki kimi ünlü veya ünsüz düşmeleri, ilgili fiilin -la- ekiyle  kurulmuş olduğu görüntüsü verebilmiştir: çalkala-, cisele-, ırgala-,  örsele-, salla- gibi.

Örnekler: depele- (EAT), irdele- "tetebbu et-", çözele- "tahlil et-", örele- "TTS. 1. Düzene koymak ve süsle-. 2. Kaba ve geçici onar-", ed-eleme "tekerrür", oy-ala-, ovala-, ev-ele-.

 

-Ar-:

"-Ir-/-Ur- ettirgen ekinin eski bir değişiği gibi görünürler." (a.g.k. 278. s.) diyen T. Banguoğlu' na  karşılık M. Ergin "Bu ekin eski -gar-, -ger-' den geldiği anlaşılmaktadır. Hiç değilse onunla ilgili görünmektedir. Fakat daha ET devresinde eki -ar-, -er- şeklinde gördüğümüz de unutulmamalıdır." demektedir. Şahsımızın bu ekin kökeni konusunda iki ayrı düşüncesi vardır. Birincisi, gerçekten ET' den önce böyle bir ekin başlı başına var olabileceği, ikincisi ise, bu -gAr- ekinin kimi sözcüklerde erken bir değişme gösterip -Ar- biçimini alabileceğidir. Nitekim OT' de oygar- ve kurtkar- olan sözcükler bugün  uyar- ve kurtar- biçimlerindedir. Oysa ilginçtir, Yrd. Doç. Dr. Burhan Paçacıoğlu, Orta Türkçe kitabının Harezm T. bölümünde -Ar- ve -gAr- / -kAr- eklerini ayrı ayrı verirken Prof. Dr. Recep Toparlı Kıpçak Türkçesi adlı kitabının 24. sayfasında "Faktitif  Ekleri" arasında -Ar- ekini -Ur- eki ile eşit sayarak aynı sırada ele almıştır. A. Von Gabain de adı geçen kitabında bu iki eki eşit sayıp -r- maddesi altında vermiştir (a.g.k. 60. s.). Sonuç olarak -GAr- eki ile -Ar- ve -Ir-/-Ur- eklerinin ayrı ekler olduğu sezilmektedir.

-Ar- eki eskiden beri işlek değildir.

Örnekler: kiter- (ET) > gider-, tarkar- < tarık-ar- "ET. Uzaklaştır-. Dağıt-", kaytar- < kayıt-ar- "OT. geri döndür-", batar- "ET. batır-", onar-, aktar-, (< akıt-ar-), beler-, ölçer-, çöker- "çöktür-".

 

-ArIA-:

-Ar sıfatfiil ekinin üzerine İFYE +lA-' nın gelmesi ile son zamanlarda oluşmuştur.

Örnekler: yuvarla-, tekerle-, kaparla-, öperle-, sıkarla-, gülerle-n-.

         

-AsI-:

Kimi ağızlardaki göresi- "göreceği gel-" sözcüğünde vardır. M. Ergin' e göre bu ek, -AsI sıfatfiil ekinden geçmiş görünmektedir. Fakat yalnızca göresi- sözcüğünün örnek olarak bulunması, bizi ET' deki körigse- sözcüğünün değişime uğrayarak göresi- biçimine dönüştüğü düşüncesine götürmektedir. Kimi ağızlarımızda aynı anlamda görse- fiilinin bulunması da bu kanımızı güçlendiriyor.

 

-DAr-:

ET' den bu yana kimi sözcüklerde rastlanan -DAr- eki -DIr- / -DUr- ettirgen fiil çatı ekinin bir değişiği gibi görünür. Bu ekin -DUr-'un düzleşmesi ile ortaya çıkmış olduğu (dön-dür- > dönder- gibi) düşünülebileceği  gibi gönder- fiilinin ET' deki köndger- < kön-d-ger- biçimine bakılarak eski -gAr- ettirgen ekinin g'sinin düşmesiyle de oluşmuş olabilir.

TT' de birkaç örneği kalmıştır: aktar-, dönder-, gönder- (< gön- "ET. yola çık-” der- veya kön-d-ger-), ko-tar-, kan-tar-ma “azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç" gibi

 

-DIr- / -DUr-:

-It-/-Ut- ve -Ir-/-Ur- olmak üzere iki ayrı ettirgen ekin üst üste gelmesinden doğmuş birleşik bir ek olduğu görülmektedir. ET' de aktur-, ol-tur- sözcüklerinde olduğu gibi. Böylece bu ekin birleşenleri zamanla sıkışmış olmalıdır.

ET' de bu ekin yalnızca yuvarlak ünlülü biçimleri vardı. Bunlardan da -tur-, -tür- daha eski ve aslî biçim olup -dur-, -dür- sedalılaşma ile sonradan ortaya çıkmıştır. OT' de de yuvarlak ünlüdür. EAT' de yine yuvarlak ünlülü olarak ve d' li biçimleriyle görmekteyiz. Özellikle ünsüz bakımdan ekin son zamanlara dek değişmeden d' li olarak kullanılmış olduğunu Osmanlı elifbası bırakılıncaya dek hep d ( د ) ile yazılması göstermektedir. Özetle -DIr- / -DUr- eki ünlü ve ünsüz uyumlarına  son zamanlarda bağlanmış, böylece bugünkü sekiz biçimiyle tam bir çok biçimlilik içine girmiştir.

ET' den TT' ye ses düşmeleriyle gelmiş -dir- fiileri de vardır: otur- < oltur-, getir- < keltür-, kaldır- < kalıtur- gibi.

Eskiden bu ekle türetilmiş kimi fiiller ettirgen anlatımını bir kullanışta veya tümüyle yitirmiş, basit taban (kök veya gövde) anlamına veya bir başka türeme anlama dönüşmüş görünür: saldır-,bastır-, çıldır-, tuttur-, döktür-, kaptır-, andır- gibi.

Örnekler: tuntur- "ET. DLT. ört-, kapa-", yidür- "ET, yedir-", amrıltur- "ET. teskin et-, rahatlat-", bartır- "DET. vardır-", beltür- "ET. göster-", öntür- "ET. yükselt-", tıntur- "ET. dinlendir-", uktur - "ET. anlat-", "ET. anlat-", yantur- "ET. döndür-", yükündür- "ET. hürmet ettir-",  tamtur- "ET. ateş  tutuştur-", öltür- (OT), keydür- (OT), yandur- (EAT), itdür- (EAT),  dölendür- (EAT), üleşdür- (EAT), yıldırım (< yıl-dır-ım, ıl- "DLT.  in-"), utandır- “mahcup et-", en aza indir- "minimize et-", ondur-"Yörs. şifa ver-", periktir- "Yörs. kabuğunu yolarak, elleyerek yarayı yay-".

 

 

 

-GIn- / -GUn-:

Berkitme fiilleri yapan -Ik-/-Uk- ekinin üzerine -In-/-Un- dönüşlü çatı ekinin gelmesiyle oluşmuş olabilir: yut-uk-un- > yutkun- gibi. ET'den bu yana üç beş örneği kalmıştır.

Örnekler: tezgin- "DLT. tavaf et-", yutkun-, taşkın-, uçkun- "TT. paraşütle uç-".

 

-I- / -U-:

ET' de canlı bir edilgen çatı eki olan -k- / -(I)k- / -(U)k- eki ile ilgili olduğu  düşünülebilir.

ET' de bu ekle türetilmiş kimi sözcükler şimdileyin kullanılmaktadır. Fakat  ek, eklendiği taban ile iyiden iyi kaynaşmıştır.

Örnekler: adru- > adır-u- "ET. seç-", yor-ı- "ET. yürü-", eşü- "K. sah. ört-", tatı- "K. sah. zevk ver-", teñi- "K.sah. yüksel-", kotı- “KB. boşalt-”, uru- “DH. mücadele et-”, sürtü- “OT. sürt-”, korku- "OT. kork-", ürü-, oku- (<*uk-ı-, uk- "ET. anla-; kavra-"), çiti-, baynı- < bay+ı-n-ı- "Yörs. müreffeh yaşa-", köyn-ü- "hlk. meyve, olgunlaşıp içi kahverengileş-", doku- < tok-ı-.

 

-k- / -(I)Uk- / -(U)k-:

Bu ek r ve l gibi akıcı ünsüzle biten kimi fiil köklerine bağlantı ünlüsü almadan gelmiş görünüyor. Bu bağlantı ünlüsü  erkenden bir orta hece düşmesine uğramış olabilir: bur-uk- > burk-, koru-k- > kork-, kalı-k- > kalk- gibi.

ET' den bu yana vardır. OT' nin Harezm sahasında -k- ve -uk- biçiminde iken, bu ek Kıpçak sahasında elimizdeki kaynakta yoktur.

Örnekler: alk- "ET. bitir-", ö-k- "ET. düşün-" ", kön-ük- "ET. tümüyle yan-", sanç-ık- "K.sah. yen-", aş-uk- "OT. acele et-", soyuk- (ET), soruk- "DLT. yiten bir şeyi sararak ara-", turuk- "OT, dur-, toplan-", tuş-ık- "KB. rastla-", u-k- “ET. anla- (us "akıl" ile kökteş)", duruk- "EAT. Tereddüt geçir-. Durakla-", kayık- "EAT. meyil ver-", kanık- "kanıksa-", tezik- "acele acele koş-", karı-k- "kamaş-", basrık- < bas-ur-ık- "basılarak sıkıştırıl-", yanık- "Yörs. şikâyet et-", ayık- "hlk. bir zarara uğrayacağını anlayıp önle-”.

 

-IksA- / -UksA-:

FİYE olan -Ik/-Uk ekli üzerine İFYE olan +sA'nın gelmesiyle oluşmuş bir birleşik ektir.

-IksA-/-UksA- fiilleri ET' de anlamca istek fiili olarak çok yaygın ise de (kel-igse-, bar-ıg-sa- gibi) TT' de kalan azrak örnekleri daha çok benzerlik fiili anlamı almıştır. -IksI- / -UksU- biçimi bu ekin bir değişiği sayılabilir.

Örnekler: kanıksa- X kanıksı-, duruksa-, yanıksa-, acıksı-n-.

 

-IktIr- / -UktUr-:

Bu  ek -IştIr- / -UştUr- ekine koşuttur. -Ik- / -Uk- FFYE ile -DIr- / -DUr- eklerinin üst üste gelmesiyle oluşmuştur.

Bu ekle türetilen fiiller yeni ve oluş durumunda bir tür  edeleme fiilleridir.

Örnekler: çiziktir- X çızıktır-, basıktır-, körüktür-.

 

Yorum Yaz