9. TED I. Dönem 1. Yazılı İçin Cevaplı Test Örnekleri 3

 

BAZI ÖNEMLİ SORULARIN CEVAPLARI

 

SORU: Bir şiir nesre/düzyazıya nasıl çevrilir?

CEVAP: Yüklemi oluşturan çekimli eylemler cümlelerin sonuna, özne ise başına getirilerek…

 

SORU: Şairin bağlı olduğu şiir geleneği nasıl bulunur?

CEVAP: Şiir geleneği, şairin şiirinde hangi kültüre ait kavram ve sözcükleri kullandığı, hangi tema ve konuyu ele aldığıyla birlikte hangi vezin/ölçü, nazım biçimi ve nasıl bir dil ve anlatım kullandığıyla ilgilidir. Eğer şiiri İslami kavramlarla örülmüş (dinî meselelerden söz ediyorsa yani) ve hece ölçüsü ile yazılmışsa bu şiir “Türk tasavvuf şiiri geleneği” ile yazılmış demektir. Öte yandan şiir, sade ve açık bir dille, hatta halk ağzında kullanılan ifadelerle ve yine hece vezni ile yazılmışsa “Türk halk şiiri geleneği” içerisinde değerlendirilir. Bunlardan başka İslam Öncesi (veya Destan Dönemi) Türk şiiri geleneği, Divan şiiri geleneği, Tanzimat şiiri geleneği, Servetifünun şiir geleneği, serbest şiir geleneği veya Cumhuriyet Dönemi Türk şiir geleneği gibi adlar taşıyan şiir gelenekleri de vardır. Başlıca şiir gelenekleri ise “halk şiiri geleneği, divan şiiri geleneği ve modern şiir geleneği” adlarını almıştır. Ayrıntılı bilgi için şuraya bakabilirsiniz: http://www.turkceciler.com/siir-ve-gelenek.html veya http://www.edebiyatogretmeni.org/siir-ve-gelenek/

 

SORU: Şiirde ahenk ögeleri/unsurları nelerdir?

CEVAP: Vezin/ölçü (aruz, hece, serbest), uyak/kafiye, redif, aliterasyon, asonans ve kelime tekrarlarıdır.

 

SORU: Şiir ve Zihniyet arasında nasıl bir ilişki vardır?

CEVAP:

Her edebî metin, tarihin belli bir döneminde oluşturulur ve oluşturulduğu dönemin hâkim zihniyetini yansıtan çeşitli izler taşır. Zihniyet, tarihin belli bir döneminin toplumsal, siyasi, idari, askerî, kültürel veya sivil, ekonomik vb. gerçekleri sonucunda söz konusu dönemde oluşan duygu, anlayış ve zevkler bütünüdür. Başka bir deyişle belli bir zaman diliminde toplumun önemli bir kesimi tarafından benimsenen duygu, anlayış ve zevklerin oluşturduğu ortamdır. Bir bakıma tarihin belli bir döneminde aynı coğrafyada yaşayan, aynı toplumsal, siyasi, idari, askerî, sivil ve ekonomik gerçeklerle kuşatılan insanların zihin dünyaları, beğenileri, duyguları, anlayışları ve zevklerindeki ortaklıktır. Zihniyet, bir çeşit moda olarak da düşünülebilir. Duygu, anlayış ve zevklerdeki moda... Tarihin belli bir döneminin gerçekleri sonucunda oluşan ve çok uzun yıllar etkili olan, insanların düşünme biçimlerinde, beğenilerinde,  duygu ve hayal dünyalarında ortaya çıkan bir moda...

 

Zihniyet, aynı varlık, durum, eser, olay vb. ile ilgili olarak toplumun tümünün ya da önemli bir kesiminin aynı ya da benzer değerlendirmelerde bulunmasını sağlayan duygu, anlayış ve zevkler bütünüdür. İnsanlar, çoğunlukla içinde bulundukları zaman diliminin hâkim zihniyetine göre düşünür, algılar ve değerlendirmelerde bulunurlar. Söz gelimi tarihin bir döneminde hemen herkes bir insan tipi için iyi, bir varlık için güzel, bir iş için faydalı derken tarihin başka bir döneminde aynı insan tipi için kötü, aynı varlık için çirkin, aynı iş için de faydasız diyebilmektedir. Bunun en önemli nedeni, söz konusu dönemlerin zihniyetlerinin birbirinden farklı olmasıdır. Bir dönemin toplumsal, siyasi, idari, askerî, sivil, ekonomik vb. gerçekleri sonucunda oluşan duygu, anlayış ve zevkler bütünü, yani zihniyeti değişince, o toplumdaki insanların değer verdiklerinin, beğendiklerinin, doğru bulduklarının değişmesi de doğaldır.

 

SORU: İmge nedir?

CEVAP: Birbiriyle mantıken ilişkilendirilemeyecek kelimelerin düş gücüne dayanılarak bir arada kullanılmasıdır. Şiirde imge, günlük dilde bir arada duymaya alışık olmadığımız, ayrı anlam kategorilerine bağlı iki sözcüğün şaşırtıcı biçimde yan yana kullanılmasıyla ortaya çıkar. Özellikle benzetme (teşbih), eğretileme (istiare), kişileştirme (teşhis), hüsnütalil (güzel nedene bağlama) adı verilen sanatlar imge oluşturmanın araçları sayılabilir. Örneğin “gecenin derisi” dediğimizde bir imge yaratmış oluruz. Çünkü “gece” ve “deri” sözcükleri günlük dilde aynı bağlam içinde kullanılmazlar. Bu iki sözcüğü birleştirmek akla gelmez. Bunun nedeni bu sözcüklerin gerçeklikleri arasında bir ilişkinin bulunmamasıdır. Bu yüzden biri öbürünü çağrıştırmaz. Ama biz “gecenin seğiren derisi” dediğimiz zaman şiirsel bir anlam ifade ederiz. Çünkü bu ifade imgelemin (düş gücünün) ürünüdür ve nesnel olmayan öznel bir gerçekliğe sahiptir. Örnekler: sözcükleri zincire vurmak, gönül sarayı yıkılmak, keskin yalnızlık, dalgalanan yürekler, yoksul gramafon, kasırgalar koparan adımlar vb.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !